|
12 Mayıs’ta İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları’nın katkılarıyla dördüncü kez düzenlenen Günışığı Kitaplığı Eğitimde Edebiyat Semineri’ne, değişik illerden çok sayıda eğitimci katıldı.
12 Mayıs’ta İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları’nın katkılarıyla dördüncü kez düzenlenen Günışığı Kitaplığı Eğitimde Edebiyat Semineri’ne, değişik illerden çok sayıda eğitimci katıldı. Akademisyen, yazar Prof. Dr. Betül Çotuksöken’in oturumuyla başlayan tamgünlük seminer, usta oyuncu, yazar Ali Poyrazoğlu’nun akıllara kazınan konuşmasıyla sona erdi. Poyrazoğlu konuşmasında kendisine “nerelisin” diye sorduklarında, “Ben Türkçeli’yim, ben Türkçe’de yaşıyorum!” diye cevap verdiğini anlatarak, anadilin önemine işaret etti. Poyrazoğlu, her bireyin dünyaya sanatçı olarak geldiğini, ama o sanatçıyı ortaya çıkarıp çıkarmamanın, tamamen bireyin ve eğitimin sorumluluğunda olduğunu belirtti.
2011’de Yılın En İyi Yayınevi Ödülü’ne değer görülen Günışığı Kitaplığı’nın, sosyal sorumluluk bilinciyle düzenlediği seminerde edebiyat okumaları ve felsefi düşüncenin paralelliği, çocuklara tanınması gereken soru sorma ve yorum yapma özgürlüğü, bilginin yaratıcı bilgiye dönüştürülmesi ve zihin dilini iyi yönetmek gibi önemli konular işlendi; yaratıcı okuma uygulamaları ve sonuçları değerlendirildi. Seminere farklı branşlardan 193 öğretmen, okul ve halk kütüphanecisi, eğitim yöneticileriyle akademisyenler katıldı.
ANA OTURUMLAR
Ana oturum özetleri için tıklayın.
Semineri yöneten Günışığı Kitaplığı Genel Yayın Yönetmeni, yazar Mine Soysal açış konuşmasında Eğitimde Edebiyat Seminerleri’ni harekete geçiren 5. Ulusal Yayın Kongresi kararlarını hatırlattı. Eğitimde edebiyat okumalarına ilişkin paylaşılan birikimin hem eğitim hem de yayıncılık yolunu nasıl aydınlattığına, nitelikli ve çağdaş edebiyatın okullarda yayılmasına nasıl katkıda bulunduğuna değindi. Soysal’dan sonra söz alan İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Genel Müdür Yard. Doç. Dr. Nilgün Uluser İnan, çocuğu toplumsal yaşama hazırlamada kitapların ve edebiyatın önemini vurguladı.
Seminerin ilk konuşmacısı, Maltepe Üniversitesi Felsefe Bölümü Kurucusu ve Uluslararası Felsefe Kuruluşları Federasyonu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Betül Çotuksöken’di. Eğitim, edebiyat ve felsefe arasındaki köprüleri farklı açılardan ele alan Çotuksöken, öğretmenin bir buluşturucu, rehber ve kolaylaştırıcı rolü oynaması gerektiğini; bunun felsefi bir çabayla mümkün olabildiğini belirtti. “Felsefe de, edebiyat da birer kaldıraçtır; kendi özgürlüğümüzü hissedebildiğimiz oranda başkalarının özgürlüğüne saygı duyarız,” diye vurguladı.

“İlköğretimde ve Lisede Şiir Paylaşmak” üzerine konuşan çok ödüllü şair, edebiyat öğretmeni Müslim Çelik, çocukların ve gençlerin, edebiyatın çok özel bir türü olan şiirle nasıl yakınlaşabileceğini anlattı. Bilime dair her türlü konunun ancak edebiyat, sanat ve felsefenin lokomotifinde ilerlemesi gerektiğini vurgulayan Çelik, nereye gittiğini az çok kestirebilen, özgürlüğünü seven bir çocuk ya da gencin tektipleşmeye karşı çıkacağına işaret etti.

“Edebiyat Okuyarak ve Okutarak Yaşamı Nitelikli Kılmak” üzerine etkileyici bir konuşma yapan akademisyen, yazar Karin Karakaşlı, sürekli söylenegelen “kitap çok yararlıdır” deyişini eleştirdi ve doğru kitabın, doğru okurla, doğru zamanda buluşmasının önemini vurguladı. Yaşamından ve yazarlık deneyiminden yola çıkan Karakaşlı, güzel bir dünya kurma kudretini uyandırmaya en meyilli alanın çocuk edebiyatı olduğunu söyledi.
Seminerin son konuşmacısı, tiyatro dünyasının usta ismi Ali Poyrazoğlu’ydu. Yazdığı, sahnelediği ve çevirdiği sayısız oyunun yanında denemeleri, öyküleri ve çocuklar için hazırladığı oyun derlemesiyle tanıdığımız Poyrazoğlu konuşmasına, yaşamın her ânında sanat ve edebiyat olmasın diye uğraşan, politika üreten bir ülkede yaşadığımızı hatırlatarak başladı. Esprili üslubuyla katılımcıları zaman zaman gülmekten kırıp geçiren Poyrazoğlu, hayal gücüyle yoğurulmamış hiçbir bilginin yaratıcı bilgiye dönüşemeyeceğini, çocuğu boşluğa sürükleyeceğini dile getirdi. Edebiyat ve tiyatro eğitiminin, anadiliyle iyi ilişki içinde bireyler yetiştirmedeki öneminin altını çizdi. “Ben Türkçeli’yim, ben Türkçe’de yaşıyorum!” diyen Poyrazoğlu, ancak zihin dilini iyi yöneten insanların, vücut dilinin başarılı olabileceğini vurguladı. Poyrazoğlu, her bireyin dünyaya sanatçı olarak geldiğini, ama o sanatçıyı ortaya çıkarıp çıkarmamanın, tamamen bireyin ve eğitimin sorumluluğunda olduğunu belirtti.
Ana oturum özetleri için tıklayın.
UYGULAMA SUNUMLARI
12 Mayıs’ta İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları’nın katkılarıyla gerçekleşen Günışığı Kitaplığı Eğitimde Edebiyat Semineri’nde, yaratıcı okuma sunumlarının da önemli bir yeri vardı. İstanbul, İzmir ve Bursa’daki dört okuldan gelen öğretmenler, öğrencileriyle sürdürdükleri okuma projelerini, kitapların seçilme nedenlerini, ne sürede, hangi yöntemle okunduğunu, okuma sonrası yaratıcı düşünme ve sorgulama sürecini, kitaptan yola çıkarak üretilen çalışmaları, sonuçları ve değerlendirmelerini meslektaşlarıyla paylaştılar.
Seminerde ilköğretim birinci kademe için, İzmir SEV İlköğretim Okulu’ndan Müjdat Ataman “Bir Kitabı Okurken Yaşamak: Konuşmak Yok! ”; VKV Koç Özel İlköğretim Okulu’ndan Sevgin Emrem ve Beste Çelikbaş ise “Hayaletli Gölün Çocukları ile Etkin Okuma Çalışması” adlı uygulamaları sundular. Beşinci sınıftan altıncı sınıfa geçişte uygulanan “Kim Takar Salatalık Kral’ı ile Yaratıcı Okuma” sunumunu ev sahibi olan İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları’ndan Seda Kesanbilici aktardı. Özel Bursa Bahçeşehir İlköğretim Okulu’ndan Meral Zafer’in, “6 Yıl Tam Pansiyon ile Okumada Üçüncü Boyut” başlıklı sunumunda anlattığı uygulamaysa ikinci kademeye yönelikti.
Günışığı Kitaplığı Eğitimde Edebiyat Seminerleri, her yarıyılda farklı içeriklerle ve farklı kurumların işbirliğiyle düzenlenerek sürüyor. Yeni öğrenim yılında düzenlenecek seminerin tarihi ve programı çok yakında duyurulacak.

Günışığı Kitaplığı Eğitimde Edebiyat Semineri, İSTEK Acıbadem Okulları’nın katkılarıyla ve yoğun bir katılımla gerçekleşti. Farklı illerden 257 öğretmen, kütüphaneci ve akademisyenin katıldığı seminerde birçok yaratıcı okuma uygulaması paylaşıldı.
Çocuk ve gençlik edebiyatı yayıncılığında 15. yılını kutlayan uzman yayınevi Günışığı Kitaplığı tarafından 17 Aralık’ta düzenlenen Eğitimde Edebiyat Semineri’nin ev sahibi bu kez İSTEK Acıbadem Okulları’ydı. Eğitim bilimci Prof. Dr. Sedat Sever’in konuşmasıyla başlayan tamgünlük seminer usta öykücü, öğretmen Osman Şahin’in unutulmaz konuşmasıyla sona erdi. Nitelikli edebiyat ve felsefe kitaplarıyla gerçekleştirilen birçok etkili yaratıcı okuma uygulamasının ve sonuçlarının değerlendirildiği seminerde, okuma keyfi kazanmak ve eğitimcinin edebiyat okuru olarak gelişimi gibi önemli konular işlendi. Seminere değişik branşlardan öğretmenler, okul ve halk kütüphaneleri çalışanları, akademisyenler ve yazarlar katıldı.
Dünya Kitap Dergisi tarafından 2011 Yılın En İyi Yayınevi Ödülü’ne değer görülen Günışığı Kitaplığı’nın, nitelikli çocuk ve gençlik edebiyatının eğitim ve öğretimde çağdaş ve yenilikçi uygulamalarla daha etkin yer bulabilmesi amacıyla 2010’da başlattığı Eğitimde Edebiyat Seminerleri’ne ülkenin dört bir yanından öğretmenler ve kütüphaneciler ücretsiz katılıyor. Tamgünlük seminer, eğitimcilerin, çağdaş çocuk ve gençlik edebiyatı, okuma kültürü, yaratıcı okuma uygulamaları, kitap seçimi, edebiyat ve felsefe ilişkisi, edebiyatın yaşama yansıyan etkileri gibi temel konularda gelişimini hedefliyor.
Ana Oturumlar
Seminer, Günışığı Kitaplığı Genel Müdür Yardımcısı Banu Ünal’ın yaptığı hoş geldiniz konuşmasıyla başladı. Eğitimde Edebiyat Semineri’nde gerçekleştirilen çalışmayı en doğru anlatacak ifadenin “eğitim ve edebiyatın yaratıcı işbirliği” olduğunu söyleyen Ünal’ın ardından sözü, İSTEK Vakfı Okulları Genel Müdürü Sedat Sönmez aldı. Sönmez, organizasyon için çalışan tüm öğretmenlere ve Günışığı Kitaplığı çalışanlarına teşekkürlerini iletti. Seminere İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız ve Kadıköy İlçe Milli Eğitim Müdürü Ferşat Ayar da katıldı. Dr. Muammer Yıldız’ın tüm katılımcıları kucaklayan ve semineri onurlandıran konuşmasının ardından, ilk uzmanlık sunumuyla birlikte oturumlar başladı.
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Sedat Sever, Prevert’in dizeleriyle başladığı “Nasıl Okur Olunur?” başlıklı konuşmasında, “düşüncenin tortulaşmasını” önlemek için edebiyatın hayati öneminden söz etti. Bugün demokratik ve uygar bir toplumu hedefliyorsak, duyarlılığı geliştirmeyi temel öncelik olarak görmemiz gerektiğini, çünkü demokratik toplumun bireylere ihtiyaç duyduğunu, duyarlılığı gelişmemiş çocuğunsa bireye dönüşmesinin imkânsız olduğunu belirtti. Duyarlılık eğitimi için ihtiyaç duyulan temel unsurun, çocuğun algılarını geliştirecek, yaşam ve insan gerçekliğini anlamaya dayalı nitelikli uyaranları çocuklarla erken yaştan itibaren buluşturmak olduğunu vurguladı. Nitelikli uyaranlarınsa sanatçılar tarafından, estetik kaygıyla hazırlanmış içeriklerle mümkün olabileceğini söyledi. Okumanın zihinsel anatomisi üzerine psikoloji ve sağlıkbilim deneylerinden örnekler veren Sever, okumanın, beynin işlevselliğindeki önemi ve sosyal yansımaları üzerine varılan sonuçlara değindi. Multimedya ürünlerinin tüketimi üzerine Amerika ve Avrupa kıtalarında yürütülen sosyal araştırmaların sayısal sonuçlarından yaptığı bazı alıntılarda, eğitim dünyasının, çocuğun “eğitim dışı” hayatından ne kadar haberdar olduğunu bir sorgulama konusu olarak sundu. Çocuğun özgüveni oluşturması için ona tanınacak özerkliğin önemine değinen Sever, parmak sallayan bir eğitim anlayışının “düşünen çocuk” önündeki en büyük engel olduğunu hatırlattı. Çocuk ve Edebiyat, İlköğretimde Çocuk Edebiyatı gibi kitaplarıyla tanınan, kurduğu Ankara Üniversitesi Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (ÇOGEM) başkanlığını da yürüten Sedat Sever, konuşmasını Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın dizeleriyle sonlandırdı.
Robert Kolej Kütüphanesi Medya Merkezi Yöneticisi Ayşe Yüksel Durukan’ın “İlköğretim 2. Kademe ve Lise İçin Edebiyat Okumaları Önermek” başlıklı uzmanlık sunumunda günümüz ergenlerinin ve gençlerinin okuma eğilimleri üzerinde durdu. Amerikan Kütüphaneler Derneği’nin Uluslarası Avrupa masasında görevli ve Uluslararası Okul Kütüphanecileri Derneği’nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika başkanı olan Yüksel konuşmasında, gençlik kitaplarının okuru bağlayıcı özellikleri üzerinde durdu. Gençler için yazılan kurguların pop kültür öğelerinden, buna bağlı olarak da tüketim toplumunun yansımalarından yararlandığını belirtti. O günün kültürüne ait alıntıların ve değincelerin genç okuru yakalamak için bu kitaplarda önemli yer tuttuğunu söyledi. Bu noktada getirilen ebeveyn tepkisininse popüler kültürü küçümsemek ya da ondan korkmak biçminde geliştiğini ve bu tip kurgulara karşı bir yetişkin olumsuzlamasının ne yazık ki hâlâ sürmekte olduğunu hatırlattı. Yetişkinlere, bu olumsuz yaklaşım yerine; genci, onu çevreleyen yaşamı ve bugünü anlamak için bu kitaplardan yararlanmayı önerdi. Konuşmasını Yalancı Şahit, Üstüme Kar Yağıyor, Dünya Büyülü Bir Yer ve Hadi Ama Baba!’dan verdiği tema, kurgu ve karakter örnekleriyle bitiren Durukan, gençler için kitap seçmenin ya da onlara kısıtlı kitap listeleri önermenin hiçbir işe yaramadığını, kitap seçimi konusunda genci özgür bırakmak gerektiğini ve rehber rolünden öteye gitmenin doğru olmadığını hatırlattı.
Günışığı Kitaplığı Genel Yayın Yönetmeni Mine Soysal öğleden sonraki ilk oturumda katılımcılarla “Öğretimde Edebiyat Keyfi Yakalamak, Yaratmak” üzerine söyleşti. Eyvah Kitap!’ın yazarı Soysal, soru-cevaplarla sürdürdüğü tartışmada, edebiyat okuma zevkini keşfetmeyen öğretmenlerin bu zevki öğrencilerine aktaramayacağını anlattı. Edebiyat keyfinin not korkusu ve zorlamayla kazandırılamayacağını vurguladığı konuşmasında, Milli Eğitim Bakanlığı’nın kitap önermek ve okutmak konusunda yetersiz kaldığının, yaratıcı ve etkileri kalıcı yöntemlerden uzak olduğunun altını çizdi. 100 Temel Eser’i okuma keyfine vurulan en büyük tırpan ve mükemmel bir olumsuz örnek olarak değerlendiren Soysal; yetişkin ya da çocuk için okuma özgürlüğünün aynı dönemde ve öncelikle sağlanması gerektiğini; yaş farkının, okurun yalnızca yaşam deneyimini ve birikimini ifade edebileceğini belirtti. Okumayı seven ve sevmeyen çocuk ayrımının, düştüğümüz en tehlikeli önyargı olduğunu söyleyen Soysal, bu kategorilendirmenin çocuklar tarafından içselleştirildiğini hatırlattı. Çocukların edebiyat okuma keyfini geliştirmelerinde onlara yardımcı olmanın en doğru ve etkin yolunun; karşılıklı diyaloğu sürekli koruyarak, sorular ve sohbetler yoluyla eğilimlerini, önceliklerini, ihtiyaçlarını, beklentilerini ve hassasiyetlerini anlamaktan geçtiğini söyledi. Edebiyatın insanın günlük yaşamına sızmasının neden olacağı büyülü etkilere değinen yazar sözlerini, edebiyatta belli temalardan uzak durmanın doğru bir yöntem olmadığını; aksine şiddet, ölüm, ayrılık gibi konuları umut, sevgi ve estetik mükemmellikle işleyen edebiyat eserlerinin eğitimdeki en güçlü yoldaşımız olduğunu söyleyerek bitirdi.
Seminerin son konuşmacısı, kendisi de uzun yıllar öğretmenlik yapan çağdaş edebiyatımızın usta kalemi Osman Şahin’di. Yazarlıkta kırkıncı yılını kutlayan Şahin, “Öğretmenlik ve Edebiyat” başlıklı konuşmasında eğitimle edebiyatı yüreğinde birleştiren engin deneyimiyle katılımcılara duygusal anlar yaşattı. Şahin, dikkati öncelikle kendi okullarımızda, kendi edebiyatımıza uyguladığımız sansüre çekti. Okutulmayan, önerilmeyen, göz ardı edilen yazarlara değindi ve kütüphanelerle bu kütüphanelere giren kitap sayısını, okumayı bir kültür haline getirebilmiş ülkelerdeki oranlarla karşılaştırdı. Ardından, “ülkemizde yaşamasına rağmen ayağı bu ülkeye basmayan” aydınlar tarafından neye dayanarak tanımlandığı belli olmayan bir “özgürlük” söylemi olduğundan söz etti. Ülkemizde evlendirilen 5.5 milyon çocuğun olduğunu hatırlattı ve onları evlendiren ebeveynlerin özgür bireyler olup olmadıklarını, bir gün olsun kitap ve edebiyatla buluşup buluşmadıklarını sormamız gerektiğini vurguladı. Şahin, sözlerini hem gözleri hem de yürekleri dolduran bir anısıyla bitirdi.
Uygulama Sunumları
Günışığı Kitaplığı tarafından İSTEK Acıbadem Okulları’nın katkılarıyla 17 Aralık’ta düzenlenen Eğitimde Edebiyat Semineri’nde dört yaratıcı okuma sunumu gerçekleşti. Sunumlar, kitapların hangi nedenlerle seçildiğini, ne sürede, nasıl okunduğunu, okuma sonrası yaratıcı düşünme, sorgulama sürecini, sonuçları ve değerlendirmelerini paylaştılar.
İlköğretim ikinci kademe için, ODTÜ Geliştirme Vakfı Okulları’ndan Cahit Öktem, “Balık Romanı Üzerine Eleştirel ve Yaratıcı Bir Okuma Uygulaması”nı ve İSTEK Özel Acıbadem İlköğretim Okulu’ndan Ayşen Erdöl, “Evrendeki Son Kayıt Biz mi Olacağız?” başlıklı uygulamaları sundular. Bilimkurgu ve distopyayı ele alan Erdöl’ün sunumu, eğitimimizde göz ardı edilmiş bilimkurgu türünün derinlikle yer bulması ve öğrencilerin bu türe gösterdiği ilginin konu edilmesi açısından önemliydi. İTÜ Geliştirme Vakfı Özel Dr. Natuk Birkan İlköğretim Okulu’ndan Hülya Gün ve Yeşim Hazneci’nin ilköğretim birinci kademeye uygun sunumu da, “Felsefeye İlk Adım: Hak ve Ödevlerimiz Üzerine Birlikte Düşünme” adını taşıyordu.
Seminerin son uygulama örneklerini çocuk kütüphaneleri uzmanı, yazar, çevirmen Suzan Geridönmez sundu. İlköğretim birinci kademe için “Okul Kütüphanelerinde Yaratıcı Atölye Çalışmaları” başlıklı sunumda, hem okul kütüphanelerinde hem de sınıfta kolaylıkla uygulanabilecek eğlenceli okuma yöntemleri anlatıldı, Fenerden Taşınan Işık ve Gece Güneşi’nden uygulama örnekleri verildi. Geridönmez, yaratıcı ve eğlenceli yöntemlere başvururken; edebiyat okuma etkinliğini bir “oyun” haline getirmeyecek, oyuncaklı bir algıya izin vermeyecek incelikte yaratıcı uygulamalara gitmenin önemini vurguladı. Edebiyat okumanın ruhuna aykırı düşmeyecek, aşırı bir eğlence anlayışıyla okuru kitaptan ve metinden uzaklaştırmayacak etkinlikler kurgulamanın; gerektiğinde edebiyatın “sıkıcı” olabileceğini de çocuğun bilmesini sağlamanın; onun edebiyattan ne istediğini bilen, edebi seçimlerini yapabilecek bir okur olarak yetişmesinde önemli olduğunu belirtti. “Edebiyat neden iyidir?” sorusunun cevabının ülkeden ülkeye, siyasette siyasete, kültürden kültüre değiştiğini söyleyen Geridönmez, çocukların kitap seçmek için sahip oldukları en özgür alanların kütüphaneler olduğunu hatırlattı.
Günışığı Kitaplığı Eğitimde Edebiyat Seminerleri, her yarıyılda farklı içeriklerle ve farklı kurumların işbirliğiyle düzenlenerek sürüyor. İkinci yarıyılda düzenlenecek Eğitimde Edebiyat Semineri’nin tarihi ve programı çok yakında Günışığı Kitaplığı’nın web sitesinde duyurulacak.
19 Mart 2011 Semineri, FMV Özel Ayazağa Işık İlköğretim Okulu’nda, yüksek katılımla gerçekleşti!
Çağdaş çocuk ve gençlik edebiyatı yayıncısı Günışığı Kitaplığı ile FMV Özel Ayazağa Işık İlköğretim Okulu’nun katkılarıyla düzenlenen Eğitimde Edebiyat Seminerleri’nin ikincisi 19 Mart’ta gerçekleşti.
Öğretmenlerin çocuk ve gençlik edebiyatı hakkında bilgilenmesi yoluyla, okuma kültürümüzün gelişmesi amacıyla düzenlenenen Günışığı Kitaplığı Eğitimde Edebiyat Seminerleri’nin ikincisi, 19 Mart, Cumartesi günü, FMV Özel Ayazağa Işık İlköğretim Okulu’nda, aralarında Türkiye’nin birçok ilinden özel ve devlet okulu öğretmenleriyle, kütüphaneci ve akademisyenlerin de bulunduğu 160 katılımcıyla gerçekleşti. Öğretmenleri, edebiyatı eğitimde çağdaş ve etkili uygulamalarla kullanmaya davet eden seminerlerde, çocuk ve gençlik edebiyatı, okuma kültürü, kitap seçimi, çocuğun/gencin edebiyatla buluşması ve yaratıcı okuma uygulamaları gibi birçok konuda çağdaş yaklaşımlar paylaşıldı.
Semineri yöneten Günışığı Kitaplığı Genel Yayın yönetmeni, yazar Mine Soysal, yaptığı açış konuşmasında, Eğitimde Edebiyat Seminerleri’ni kurumsal bir sorumlulukla projelendirdiklerini; gelecekte farklı okullar, farklı konuşmacılar ve içeriklerle bu seminerleri kararlılıkla sürdüreceklerini ve yeni programlara ilişkin her türlü bilginin Günışığı Kitaplığı web sitesinden takip edilebileceğini belirtti.
Seminerlerin ilki, Prof. Dr. Necdet Neydim’in “Çocuk ve Gençlik Edebiyatına Genel Bir Bakış” adlı sunumuydu. Bu özel alanın dünyadaki ve ülkemizdeki gelişimini özetleyen Neydim, çocuklar ve gençler için seçilen metinlerin alt okumaları üzerinde durdu. Ardından düzenlenen Eşzamanlı Uygulama Sunumları’nın ilkinde, odak alınan konu felsefeydi. Özel Koç İlköğretim Okulu’ndan Vahide Erkan, “Yaratıcı Okuma ve Atölye Çalışması: Adalet ve Haksızlık” başlıklı sunumuyla; FMV Özel Ayazağa Işık İlkoğretim Okulu’ndan Sennur Karanlık ise, “Kitaplarla Felsefi Sorgulamaya Geçiş Atölye Çalışması” adlı sunumuyla, dinleyicilerin karşısındaydılar.
Günün ilk yarısı, kütüphaneci yazar Suzan Geridönmez’le, Günışığı Kitaplığı Genel Yayın Yönetmeni Mine Soysal’ın sohbet eşliğinde gerçekleşen “Öğretmen ve Kütüphaneci İçin Yaratıcı Okuma Uygulamaları” adlı söyleşileriyle sona erdi. İkinci yarı, Özel MEF İlköğretim Okulu’ndan Suzan Balıkçıoğlu, Semih Daydaş, Fatih Bulat, Cüneyt Gültakın’ın “Etik Değerler Eğitiminde Edebiyat Ürünlerinin Kullanımı: Ay Denizle Buluşunca”; FMV Özel Ayazağa Işık İlköğretim Okulu’ndan Filiz Ababay’ın “Kişisel Becerilerin Gelişiminde Edebiyat Kitaplarının Kullanımı: Beni İkna Et” başlıklı, eşzamanlı uygulama sunumlarıyla başladı.
Eğitimde Edebiyat Seminerleri’nin ikincisi, eleştirmen, yazar, yayıncı Semih Gümüş’ün, edebiyat yayıncılığı üzerine pek çok somut konuya ilişkin can alıcı soruların gündeme gelmesini sağlayan; edebiyatın, zamana karşı yıpranmazlığını ortaya koyan önemli örnekleri üzerine gerçekleştirdiği “Edebiyatın İşlevi, Okuma İhtiyacı ve Eğitime Yansıması” adlı konuşmasıyla sona erdi.
Seminerlerden bazı görüntüler:

|